Etiket arşivi zararları

ilemelisaakol

Zayıflama Çayları

 Zayıflama Çayları

ZAYIFLAMA ÇAYLARI

Obezite, gelişmiş ülkeler başta olmak üzere tüm dünyanın en büyük sağlık problemlerinden biridir. Hem genetik hem çevresel faktörlerin neden olduğu obezitenin tedavisinde, tek başına ilaç kullanımının etkili olmayacağı bilinmektedir. Bu nedenle bitki çayları başta olmak üzere birçok bitkisel ürün, zayıflatıcı etkisinden dolayı pazarlanmakta ve bilinçsizce tüketime sunulmaktadır. Günümüzde alternatif ve destekleyici tedavi yöntemlerine ve buna bağlı olarak bitkisel ürünlere olan ilgi git gide artmaktadır.

*Ülkemizde bitki çaylarının ruhsatlandırmaları Tarım ve Köy işleri Bakanlığı tarafından yapılmaktadır.

*Özellikle efedrin içeren bitki çaylarının tüketilmesi, birçok istenmeyen etkiye neden olabilmektedir. Bitkisel form çaylarının bileşenine esas olarak laksatif ve diüretik etkileri olan birden fazla bitkisel drog girmektedir.

*Araştırmalar bitkisel form çaylarının bileşenine en fazla giren bitkinin laksatif etki amacı ile kullanılan sinameki olduğunu göstermiştir. Sinamekiyi sırası ile kuşburnu, ısırgan, rezene ve biberiye gibi diüretik etkili olan bitkiler izlemektedir. Ürünlerde yer aldığı belirlenen bitkilerin laksatif, diüretik, terlemeyi arttırıcı, safra arttırıcı, sindirim sistemi uyarıcısı ve gaz giderici etkileri oldugu ve bu nedenlerle kilo vermeye yardımcı olarak kullanıldıkları belirlenmiştir.

Zayıflama Çaylarının Yan Etkileri Nelerdir?
*Kronik olarak laksatif ve diüretik kullanımının sıvı elektrolit kayıplarına neden olabileceği ve başta fosfor, potasyum, kalsiyum ve magnezyum olmak üzere birçok mineralin atılmasına sebep olarak kalp ve kas fonksiyonlarının bozulmasına, kalp yetmezliklerine, hiperventilasyona, asidoz ve alkalozlara, bulantı ve kusmalara, merkezi sinir sistemi bozukluklarına sebep olabileceği görülmüştür.

*Kesin olarak kanıtlanmamakla birlikte kronik sinameki kullanımının kolorektal kansere sebep olabildiği,  karsinojenik etkileri olduğu görülmüştür.

*Yine bitki çaylarında bulunan hibiskusun, sıçanlar üzerinde yapılan deneylerde üreme
fonksiyonlarını olumsuz etkilediği görülmüştür.

*Gebelikte frenk kimyonu yağı kombinasyonu, ardıç, meyankökü, adaçayı ve sinameki bitkileri teratojenik etkileri olabileceğinden kullanılmamalıdır.

*Bir olgu sunumunda 16 yaşındaki bir kızın zayıflama amaçlı kullandığı bitkisel preparatı, medyadan duyduğu bitkisel ürünlerin ölümlere sebep olabildiğinden yola çıkarak bu preparatları intihar amaçlı kullanmıştır.

Sonuç olarak; Bileşimlerindeki bitki miktarlarının tam olarak verilmemesi ve içeriklerin markalar arasında oldukça büyük farklılıklar göstermesi bu konuda belli bir standardizasyonun olmadığını göstermektedir. Ayrıca aktarlar tarafından çesitli bitkisel karışımların hazırlanarak zayıflama çayı adı altında satışa sunulmasının, bu karışımların formülasyonları, hazırlanma ve saklanma koşulları bilinmediğinden, toplum sağlığı açısından risk oluşturduğu düşünülmektedir.

Belirtilen risk faktörleri göz önünde bulundurularak, toplum bu tip zayıflama çaylarının çeşitli istenmeyen etkilere neden olabileceği konusunda bilinçlendirilmeli, bu tip preparatları kullanmak isteyen kişilerin öncelikle kapsamlı bir sağlık kontrolünden geçirildikten sonra doktor, diyetisyen ve eczacının kontrolü altında bu preparatları kullanmaları sağlanmalıdır. Ayrıca bu tip ürünlerin ilaç olarak değerlendirilip standardizasyonunun sağlanması ve Sağlık Bakanlığından ruhsat alarak eczanelerde satışa sunulması toplum sağlığının korunması adına daha yararlı olacaktır.

ilemelisaakol

Sütlü Çikolata Mı? Bitter Çikolata Mı?

  Bitter Çikolata

     Sütlü Çikolata

SÜTLÜ ÇİKOLATA MI BİTTER Mİ?
Çikolatanın tarihi yaklaşık 4000 yıl öncesine dayanmaktadır. İlk kez M.Ö. 2000 yılında Latin Amerka’da Honderas’ın Ulua vadisinde yapıldığı düşünülmektedir. Ama, çoğu kaynakta da çikolatanın  ilk defa Mayalar ve Aztekler tarafından yapıldığı belirtilmektedir. Çikolata sıcak, acı ve baharatlı bir sıvı olarak tüketilmiştir. Çikolata Azteklerin ve Mayaların sosyal ve din yaşamında önemli bir yere sahip olmuştur. Yaşamı ve verimliliği sembolize etmiştir. Mayalarda daha çok kraliyet ailesi için uygun görülen bu içeceği sıradan insanlar özel durumlarda içebiliyormuş. Azteklerde ise yöneticiler, rahipler, rütbeli askerler ve onurlandırılmak istenen tüccarlar bu özel içeceği tadabiliyormuş.
Çikolata aynı zamanda ilaç olarak, kakao taneleri de para olarak kullanılmıştır.
Kaynaklarda, ilk çikolatanın İngiltere’de yapıldığı, ilk sütlü çikolatanın ise İsviçreliler tarafından yapıldığı belirtilmektedir. 1600’lerin ortalarında çikolata içeceği İtalya, Hollanda ve Fransa’ya yayılmıştır. 1780’de çikolata ilk defa makine ile İspanya’da yapılmıştır. 1875’de ilk kez sütlü çikolata yapılmıştır.

Çikolatanın bileşiminde neler bulunmaktadır?
Çikolatanın karbonhidrat, protein, yağ oranları çikolatanın türüne göre değişmektedir.
*Çikolatadaki yağın %95-98’ini kakao yağı ve süt yağı oluşturmaktadır.
*Çikolatadaki karbonhidratların genel özelliği kan şekerini hızlı yükseltmesidir.

Bitter çikolata yaklaşık %20-30 karbonhidrat, %5-8 protein, %50-55 yağ içermektedir. Şeker ve süt tozu içermemektedir. Bileşiminde en az %18 kakao yağı ve en az %14 yağsız kakao kuru maddesi olacak şekilde en az %35 toplam kakao kuru maddesi içeren çikolatadır.

Sütlü çikolata yaklaşık %45-55 karbonhidrat, %6-10 protein, %20-40 yağ içermektedir. Şeker içeriği %40-50, süt tozu %12-22 civarlarındadır. Bileşiminde en az %2.5 yağsız kakao kuru maddesi olacak şekilde en az %25 toplam kakao kuru maddesi içeren, ayrıca en az %14 süt kuru maddesi ve en az %3.5 süt yağından oluşan, kakao yağı ve süt yağı toplam miktarı ise en az %25 olan çikolatadır.

*Çikolatada kalsiyum, fosfor, sodyum, potasyum, magnezyum, klor ve sülfür mineralleri de bulunmaktadır.
*Özellikle sütlü çikolatanın vitamin içeriği oldukça yüksektir.

Çikolatanın hammaddelerini inceleyecek olursak; kakao çekirdeği, rafine şeker, kakao yağı, süt ve süt ürünleri (en çok süt tozu kullanılmaktadır), tereyağı, lesitindir (lesitin esas olarak çikolata vizkozitesini düşürmek ya da daha az kakao yağı kullanmak için kullanılan bir emülgatördür).

İnsan sağlığına faydaları nelerdir diye inceleyecek olursak;
√ Demir ve çinkoyu yüksek oranda içerdiğinden bağışıklık ve üreme sistemimiz için faydalıdır ve içeriğindeki bakır, demiri absorbe etmesini sağlamaktadır.
√ Çikolata diğer tatlılara oranla diş sağlığı açısından daha zararsızdır; çünkü sütlü çikolata yüksek miktarda protein, kalsiyum ve fosfat içeriği nedeni ile diş minesini korumaktadır.
√ İçeriğindeki antioksidan ve flavonoidler kansere karşı koruyucudur.
√ Her gün az miktarlarda çikolata tüketmenin kanda pıhtılaşmayı önlediği ve böylelikle ani kalp krizlerinin önüne geçtiği görülmüştür. Haftada sadece 30 gram (2-3 parça) tüketmek, içeriğindeki kakao sayesinde kalp ritmi düzensizliklerini %21 oranında azalttığı görülmüştür.

Peki gelelim asıl konumuza.. Sütlü çikolata mı bitter çikolata mı?
√ Araştırmalar bitter çikolatanın sütlü çikolataya göre; daha düşük kan basıncı, kardiyovasküler hastalık, tip 2 diyabet ve mortalite ile ilişkili olduğunu göstermektedir.
√ İki çikolatanın doygunluğa etkisini inceleyecek olursak; bitter çikolatanın tokluk hissini daha yüksek düzeyde sağladığı, bir sonraki öğünde besin tüketimini ve enerji alımını baskıladığı görülmüştür.
√ Yine çalışmalarda bitter çikolatanın sütlü çikolataya göre şekerli besin tüketim isteğini baskıladığı görülmüştür.
√ Her ne kadar bitter çikolatanın besin bileşimi sütlü çikolataya göre daha sağlıklı olsa da kan glikoz ve insülin düzeyleri ile ilgili net bir fark bilinmemektedir. Bu konuda daha çok çalışmaya ihtiyaç vardır.
√ Araştırmalar sütün, flavonoidlerin vücut tarafından emilimini engelleyebileceğini göstermiş bu noktada yine bitter çikolata sütlü çikolataya göre daha sağlıklı kılınmaktadır.
√ Bitter çikolatanın hafif acımsı tadı fazla yemeyi önleyecek ve kilo kontrolünü elimizde tutmamıza yardımcı olacaktır.

Sonuç olarak; haftada 25-30 gram (2-3 parça) kadar %70 kakao içeren bitter çikolataları tercih etmeliyiz.